Romantik İlişkiler ve Bağlanma Stilleri: Neden Hep Benzer İlişkiler Yaşıyoruz?


Bazı insanlar bir ilişkide karşı taraf biraz uzaklaştığında hemen endişelenmeye başlar.
“Benden soğudu mu?”
“Bir şey mi yaptım?”
“Neden mesajıma eskisi kadar hızlı cevap vermiyor?”
“Beni artık sevmiyor olabilir mi?”
Bazıları ise tam tersine, ilişki yakınlaşmaya başladığında kendisini huzursuz hisseder. Partneri daha fazla yakınlık istediğinde geri çekilir, yalnız kalmak ister veya duygularını ifade etmekte zorlanır.
Bir başka kişi ise hem çok yakın olmak ister hem de yakınlık arttığında korkup geri çekilebilir.
İlişkilerde tekrar eden bu davranışların tamamını yalnızca “kişilik” veya “doğru insanı bulamamak” üzerinden açıklamak yeterli olmayabilir.
Çünkü romantik ilişkilerde nasıl yakınlık kurduğumuz, ayrılığı nasıl algıladığımız, partnerimizin davranışlarını nasıl yorumladığımız ve ilişkide ne kadar güvende hissettiğimiz bağlanma stilimizle ilişkili olabilir.
Bağlanma Stili Nedir?
Bağlanma, insanın kendisi için önemli kişilerle kurduğu duygusal bağları anlamaya yardımcı olan psikolojik bir kavramdır.
Çocukluk döneminde bakım veren kişilerle kurulan ilişkiler, yakınlık ve güven konusunda bazı temel beklentilerin gelişmesinde rol oynayabilir.
Çocuk zaman içerisinde farkında olmadan bazı soruların cevaplarını öğrenmeye başlar:
“İhtiyacım olduğunda biri yanımda olacak mı?”
“Üzüldüğümde sakinleştirilecek miyim?”
“Yakınlık güvenli mi?”
“Sevilmek için bir şey yapmam gerekiyor mu?”
“İnsanlara güvenebilir miyim?”
Bu deneyimler yetişkinlikte birebir aynı şekilde tekrar etmek zorunda değildir. Ancak romantik ilişkilerde yakınlık, ayrılık, reddedilme veya belirsizlik yaşandığında eski bağlanma örüntülerimiz daha görünür hâle gelebilir.
Bu nedenle bazen partnerimizin yaptığı küçük bir davranış bizde beklenenden çok daha güçlü bir duygusal tepki yaratabilir.
Romantik İlişkilerde Dört Temel Bağlanma Stili
Yetişkin bağlanması çoğunlukla dört temel örüntü üzerinden ele alınır:
Güvenli bağlanma
Kaygılı bağlanma
Kaçıngan bağlanma
Korkulu-kaçıngan bağlanma
Bu kategorileri insanları kesin kutulara ayıran değişmez kişilik tipleri gibi düşünmemek gerekir.
Bir kişinin bağlanma davranışları ilişkiden ilişkiye, yaşadığı deneyimlere ve partneriyle kurduğu dinamiğe göre farklılık gösterebilir.
Güvenli Bağlanma Nedir?
Güvenli bağlanan kişiler yakınlık kurmaktan genel olarak rahatsız olmazlar.
Partnerlerini sevebilir, ihtiyaçlarını ifade edebilir ve aynı zamanda kendi bireyselliklerini koruyabilirler.
Partnerlerinin kendilerinden ayrı bir hayatının olması onlar için otomatik olarak bir tehdit anlamına gelmez.
Örneğin partneri birkaç saat mesaj atmadığında hemen:
“Kesin beni artık sevmiyor.”
sonucuna ulaşmak yerine:
“Muhtemelen meşgul.”
diye düşünebilirler.
Bu, güvenli bağlanan insanların hiç kıskanmadığı, hiç kaygılanmadığı veya ilişki problemi yaşamadığı anlamına gelmez.
Temel fark, ilişkide yaşanan belirsizliklerin kişinin bütün güvenlik duygusunu kolayca sarsmamasıdır.
Güvenli bağlanmada kişi hem:
“Sana ihtiyacım olabilir.”
hem de:
“Sen yanımda olmadığında da var olabilirim.”
diyebilir.
Kaygılı Bağlanma Nedir?
Kaygılı bağlanma, romantik ilişkiler konusunda en sık araştırılan kavramlardan biridir.
Kaygılı bağlanan kişiler ilişkilerinde yakınlığa büyük önem verebilir. Ancak aynı zamanda partnerlerini kaybetme veya terk edilme konusunda yoğun endişe yaşayabilirler.
Partnerin davranışlarındaki küçük değişiklikler bile kolayca tehdit olarak algılanabilir.
Örneğin:
Mesajların azalması,
cevabın gecikmesi,
partnerin yorgun görünmesi,
bir gün daha mesafeli davranması,
yalnız kalmak istemesi
kaygılı bağlanan bir kişinin zihninde hızla farklı senaryolara dönüşebilir.
“Benden sıkıldı.”
“Artık beni istemiyor.”
“Başka biri mi var?”
“Bir şey yanlış gidiyor.”
Bu noktada kişi partnerinden güvence almaya çalışabilir.
“Beni seviyor musun?”
“Aramızda bir problem var mı?”
“Benden sıkılmadın değil mi?”
Partner güvence verdiğinde kişi kısa süreli rahatlayabilir.
Fakat bir süre sonra yeni bir belirsizlik ortaya çıktığında aynı kaygı yeniden başlayabilir.
Böylece ilişkide bir güvence arama döngüsü oluşabilir.
Kaygılı Bağlanan İnsan Neden Bu Kadar Çok Düşünür?
Çünkü bağlanma sistemi tehdit algıladığında zihin partnerle ilgili ipuçlarını daha yoğun takip etmeye başlayabilir.
Mesajın tonundan yüz ifadesine kadar birçok ayrıntı analiz edilir.
“Normalde kalp koyardı, bugün koymadı.”
“Eskiden hemen cevap verirdi.”
“Ses tonu farklı geldi.”
“Bana kızgın olabilir mi?”
Bu noktada kişinin yaşadığı şey yalnızca partnerini çok sevmek değildir.
Asıl mesele çoğu zaman ilişkinin güvenli olduğundan emin olma ihtiyacıdır.
Ve kesinlik arayışı arttıkça overthinking de artabilir.
Kaçıngan Bağlanma Nedir?
Kaçıngan bağlanmada kişi bağımsızlığa ve kişisel alanına oldukça fazla önem verebilir.
Yakın ilişkiler istediği hâlde duygusal yakınlık belirli bir seviyenin üzerine çıktığında kendisini rahatsız hissedebilir.
Partnerinin:
“Biraz daha konuşalım.”
“Ne hissettiğini bana anlat.”
“Bana neden uzak davranıyorsun?”
gibi talepleri kişide baskı hissi yaratabilir.
Bu durumda kişi geri çekilebilir.
Daha az mesaj atabilir.
Konuşmayı kapatabilir.
Yalnız kalmak isteyebilir.
Hatta ilişkinin kendisini sorgulamaya başlayabilir.
Bu davranış dışarıdan:
“Umursamıyor.”
veya:
“Sevmiyor.”
şeklinde yorumlanabilir.
Oysa bazı durumlarda mesele sevgisizlikten çok, yoğun duygusal yakınlığın kişide yarattığı rahatsızlık olabilir.
Kaygılı ve Kaçıngan Bağlanma Neden Birbirini Tetikleyebilir?
Romantik ilişkilerde en yorucu döngülerden biri kaygılı-kaçıngan ilişki dinamiği olabilir.
Bir taraf yakınlık ister.
Diğer taraf baskı hisseder ve uzaklaşır.
Uzaklaşma, kaygılı tarafın korkusunu artırır.
Kaygılı taraf daha fazla yakınlaşmaya çalışır.
Daha fazla mesaj atabilir, konuşmak isteyebilir veya güvence talep edebilir.
Bu kez kaçıngan taraf kendisini daha fazla baskı altında hisseder ve daha çok uzaklaşır.
Sonuçta:
Biri yaklaştıkça diğeri kaçar.
Diğeri kaçtıkça ilk kişi daha fazla yaklaşır.
İki taraf da aslında ilişkide kendisini korumaya çalışırken birbirlerinin en hassas noktalarını tetikleyebilir.
Kaygılı taraf:
“Beni terk edecek.”
diye düşünürken,
kaçıngan taraf:
“Özgürlüğümü kaybediyorum.”
diye hissedebilir.
Korkulu-Kaçıngan Bağlanma Nedir?
Korkulu-kaçıngan bağlanmada kişi yakınlık isteyebilir fakat aynı zamanda yakınlıktan korkabilir.
Birine çok bağlanabilir ancak ilişki ciddileştiğinde geri çekilebilir.
Partnerini kaybetmekten korkarken aynı zamanda ona tamamen güvenmekte zorlanabilir.
Bu nedenle ilişkide bazen oldukça yakın, bazen oldukça uzak davranışlar görülebilir.
Kişinin içinde iki farklı ihtiyaç aynı anda çalışıyor gibidir:
“Beni bırakma.”
ve:
“Bana fazla yaklaşma.”
Bu çelişki hem kişinin kendisi hem de partneri açısından oldukça yorucu olabilir.
Bağlanma Stilimiz Partner Seçimimizi Etkiler mi?
Bazen evet.
İnsan zihni her zaman kendisi için en sağlıklı olanı tanıdık bulmayabilir.
Bazen yalnızca tanıdık olanı güvenli zannedebilir.
Örneğin geçmiş ilişkilerinde duygusal olarak ulaşılması zor kişilerle birlikte olmuş biri, benzer bir kişiyle karşılaştığında güçlü bir çekim hissedebilir.
Bu her zaman bilinçli bir seçim değildir.
Kişi:
“Neden sürekli aynı tip insanları buluyorum?”
diye düşünebilir.
Fakat burada yalnızca karşımıza çıkan insanları değil, hangi insanlara çekildiğimizi ve hangi ilişki dinamiklerinin bize tanıdık geldiğini de değerlendirmek gerekir.
“Beni Seviyor mu?” Sorusu Neden Bazen Hiç Bitmez?
Partneriniz sizi sevdiğini söylüyor olabilir.
Davranışlarıyla bunu gösteriyor olabilir.
Fakat yine de içinizde sürekli:
“Ya aslında sevmiyorsa?”
düşüncesi varsa mesele yalnızca partnerinizin davranışları olmayabilir.
Çünkü dışarıdan alınan güvence içerideki güvensizliği her zaman kalıcı olarak ortadan kaldırmaz.
Partner:
“Seni seviyorum.”
der.
Kişi rahatlar.
Ertesi gün partner biraz sessizdir.
Kaygı tekrar gelir.
“Dün seviyordu ama bugün bir şey değişmiş olabilir.”
İşte bu nedenle ilişkide güven yalnızca partnerden alınan güvenceyle değil, kişinin kendi içsel güvenlik duygusuyla da ilişkilidir.
Bağlanma Stilimiz Değişebilir mi?
Evet.
Bağlanma stilini bir kader gibi düşünmek doğru değildir.
İnsan ilişkiler içerisinde öğrenir ve ilişkiler içerisinde yeni deneyimler de kazanabilir.
Güvenli ve tutarlı ilişkiler, kişinin kendi davranışlarının farkına varması ve psikoterapi süreci daha güvenli bağlanma örüntülerinin gelişmesine katkı sağlayabilir.
Ama ilk adım genellikle fark etmektir.
Partneriniz mesaj atmadığında gerçekten partnerinizle ilgili bir problem mi var?
Yoksa bağlanma sisteminiz mi alarma geçti?
Partneriniz yakınlık istediğinde gerçekten ilişkinizden mi sıkıldınız?
Yoksa yakınlık sizde bir rahatsızlık mı oluşturdu?
Bu soruların cevapları her zaman kolay değildir.
Sağlıklı Bir İlişkide Hiç Kaygı Olmaz mı?
Olur.
Güvenli bir ilişki, hiç tartışmayan veya birbirini hiç üzmeyen iki insan anlamına gelmez.
Sağlıklı ilişkilerde de kırgınlık, kıskançlık, öfke ve anlaşmazlık yaşanabilir.
Fark çoğu zaman bu duyguların nasıl yönetildiğidir.
Güvenli ilişkide kişi:
“Şu davranışın beni üzdü.”
diyebilir.
Kaygılı bir ilişkide aynı duygu:
“Demek ki artık beni sevmiyorsun.”
şeklinde ifade edilebilir.
Kaçıngan bir örüntüde ise kişi hiçbir şey söylemeden tamamen geri çekilebilir.
Oysa sağlıklı iletişimde amaç partneri suçlamak veya kaçmak değil, kişinin kendi ihtiyacını ifade edebilmesidir.
Daha Güvenli Bağlanmak Mümkün mü?
Bağlanma örüntülerini değiştirmek mümkündür ancak bu genellikle yalnızca:
“Artık kaygılanmayacağım.”
demekle gerçekleşmez.
Öncelikle kişinin kendi tetikleyicilerini fark etmesi gerekir.
Partnerinizin hangi davranışları sizde yoğun kaygı yaratıyor?
Yakınlık arttığında ne hissediyorsunuz?
Terk edilme ihtimali sizi neden bu kadar korkutuyor?
Partneriniz sizden uzaklaştığında zihniniz size ne söylüyor?
İlişkide kendinizi değerli hissetmeniz tamamen partnerinizin davranışlarına mı bağlı?
Bu sorular kişinin kendi ilişki örüntülerini anlamasında önemli olabilir.
Romantik İlişkilerde Psikoterapi Ne Sağlayabilir?
Psikoterapide yalnızca mevcut ilişkinizde yaşadığınız tartışmalar konuşulmaz.
Kişinin ilişkilerde tekrar eden örüntüleri de değerlendirilebilir.
Örneğin:
Neden sürekli duygusal olarak ulaşılması zor insanlara çekildiğiniz,
neden terk edilmekten yoğun şekilde korktuğunuz,
neden partnerinizden sürekli güvence alma ihtiyacı hissettiğiniz,
neden yakınlık arttığında geri çekildiğiniz,
neden ilişkilerde kendinizi değersiz veya yetersiz hissettiğiniz
terapi sürecinde çalışılabilecek konular arasındadır.
Bağlanma örüntülerinin fark edilmesi, kişinin yalnızca partnerini değil kendi ilişki içindeki davranışlarını da anlamasına yardımcı olabilir.
Ankara’da İlişki Sorunları ve Bağlanma Problemleri İçin Psikolojik Destek
Romantik ilişkilerinizde sürekli aynı döngülerin tekrar ettiğini düşünüyor, kaygılı bağlanma, terk edilme korkusu, yoğun kıskançlık, güven problemleri, ilişki kaygısı veya kaçıngan bağlanma gibi konularda zorlanıyorsanız psikolojik destek almayı düşünebilirsiniz.
Ankara’da klinik psikolog desteği kapsamında romantik ilişkiler, bağlanma stilleri, ilişki sorunları, özgüven problemleri, kaygı ve geçmiş yaşantıların bugünkü ilişkiler üzerindeki etkileri psikoterapi sürecinde ele alınabilir.
Kişinin ihtiyacına göre Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), EMDR terapisi ve farklı psikoterapi yaklaşımlarından yararlanılabilir.
Uzman Klinik Psikolog Naz Öktem olarak Ankara’da yüz yüze ve online psikoterapi hizmeti vermekteyim.
Ankara psikolog, Ankara klinik psikolog, ilişki terapisi, kaygılı bağlanma, bağlanma sorunları ve EMDR terapisi hakkında ayrıntılı bilgi almak veya randevu oluşturmak için iletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.
Bağlanma stiliniz kaderiniz değildir.
İlişkilerde ne yaptığımızı fark etmek, neden yaptığımızı anlamak ve farklı bir ilişki kurmayı öğrenmek mümkündür.