Gece Düşünmekten Uyuyamamak: Zihin Neden Gece Susmaz?

Gün boyunca oldukça iyi hissediyorsunuz. İşinizi yapıyor, insanlarla konuşuyor, günlük sorumluluklarınızı yerine getiriyorsunuz. Hatta sizi rahatsız eden konuların çoğu gün içerisinde aklınıza bile gelmiyor.
Sonra gece oluyor.
Telefonu bırakıyor, ışıkları kapatıyor ve yatağa giriyorsunuz.
Tam uyuyacağınız sırada zihniniz sanki günün bütün dosyalarını aynı anda açmaya karar veriyor:
“Bugün söylediğim şey yanlış mı anlaşıldı?”
“Yarın ne olacak?”
“Acaba doğru karar mı verdim?”
“Keşke o zaman farklı davransaydım.”
“Ya işler istediğim gibi gitmezse?”
“Ya kötü bir şey olursa?”
Birkaç dakika düşünürüm derken bir bakıyorsunuz saat ilerlemiş. Bedeniniz yorgun olmasına rağmen zihniniz hâlâ çalışıyor.
Gece düşünmekten uyuyamamak, birçok kişinin yaşadığı bir durumdur. Ancak bu durum sık tekrarlamaya başladığında uyku kalitesini, günlük enerjiyi ve psikolojik iyi oluşu etkileyebilir.
Peki gün içerisinde nispeten sessiz olan zihnimiz neden özellikle yatağa girdiğimizde konuşmaya başlar?
Zihin Neden Özellikle Gece Daha Fazla Düşünür?
Aslında zihniniz gece bir anda bozulmuyor veya sebepsiz yere daha kaygılı hâle gelmiyor.
Gün içerisinde dikkatinizi sürekli meşgul eden uyaranlar vardır.
İşler, telefon, mesajlar, sosyal medya, trafik, konuşmalar, yapılacaklar listesi, sorumluluklar…
Bütün bunlar dikkatinizi dış dünyaya yöneltir.
Gece olduğunda ise dışarıdan gelen uyaranlar büyük ölçüde azalır. Sessizlik arttıkça dikkatiniz iç dünyanıza yönelmeye başlar.
Gün içerisinde düşünmeye fırsat bulamadığınız veya bilinçli ya da bilinçsiz şekilde ertelediğiniz konular tam da bu sırada ortaya çıkabilir.
Bu nedenle birçok insanın söylediği:
“Gündüz hiçbir şeyim yok ama gece kafam susmuyor.”
cümlesi aslında oldukça anlaşılırdır.
Mesele çoğu zaman düşüncelerin yalnızca gece ortaya çıkması değildir. Gece, onları bastıracak veya dikkatinizi başka yöne çevirecek uyaranların azalmasıdır.
Yatağa Girince Neden Geçmişi Düşünüyoruz?
Gece zihninin en sevdiği konulardan biri geçmiş olabilir.
Yıllar önce yaşadığınız bir olay…
Gün içerisinde yaptığınız bir konuşma…
Verdiğiniz bir karar…
Birinin size söylediği bir cümle…
Hatta yıllardır aklınıza gelmeyen utanç verici bir anı bile tam uyuyacağınız sırada zihninizde belirebilir.
Ardından zihinsel bir sorgulama başlayabilir:
“Keşke bunu söylemeseydim.”
“Neden böyle davrandım?”
“Acaba benim hakkımda ne düşündü?”
“Farklı davransaydım ne olurdu?”
Burada önemli bir ayrım vardır:
Bir olayı düşünmek ile bir olayı zihinde tekrar tekrar yaşamak aynı şey değildir.
Sağlıklı değerlendirmede kişi geçmişte yaşanan bir olayı düşünür, ondan bir anlam çıkarır ve hayatına devam edebilir.
Zihinsel geviş getirmede ise aynı olay tekrar tekrar analiz edilir fakat yeni bir sonuca ulaşılamaz.
Zihin çözüm arıyor gibi görünürken aslında aynı noktada dönmeye devam eder.
Gelecek Kaygısı Neden Gece Artar?
Geçmiş kadar geleceğin belirsizliği de gece düşüncelerinin önemli bir kaynağıdır.
Özellikle kaygıya yatkın kişilerde zihin gelecekte yaşanabilecek ihtimalleri önceden hesaplamaya çalışabilir.
“Ya başarısız olursam?”
“Ya ilişkim biterse?”
“Ya maddi bir problem yaşarsam?”
“Ya hastalanırsam?”
“Ya yanlış karar verirsem?”
Bu soruların ortak özelliği şudur:
Çoğunun şu anda kesin bir cevabı yoktur.
Fakat insan zihni belirsizlikten hoşlanmaz.
Bu nedenle kaygılı zihin bazen belirsizliği düşünerek kontrol etmeye çalışır.
Sanki yeterince fazla senaryo üretirse gelecekte yaşanabilecek bütün olumsuzluklara hazırlanabilecekmiş gibi davranır.
Fakat bunun sonucunda çoğu zaman geleceği kontrol etmek yerine bugünün uykusu kaybedilir.
“Ya Olursa?” Döngüsü
Kaygının en güçlü cümlelerinden biri:
“Ya olursa?”
sorusudur.
İlk bakışta masum görünen bu soru sonsuz sayıda senaryo üretebilir.
“Ya yarın kötü geçerse?”
Ardından:
“Ya kötü geçerse ve toparlayamazsam?”
Sonra:
“Ya insanlar benim hakkımda kötü düşünürse?”
Ve birkaç dakika içerisinde zihin gerçekleşme ihtimali oldukça düşük olan bir senaryoyu bile sanki şu anda yaşanıyormuş gibi değerlendirmeye başlayabilir.
Beden de buna tepki verir.
Kalp atışı hızlanabilir, kaslar gerilebilir, nefes yüzeyselleşebilir ve kişi kendisini daha uyanık hissetmeye başlayabilir.
Tam da uykuya geçmek istediğiniz sırada bedeniniz adeta:
“Ortada çözmemiz gereken bir problem var.”
mesajı alır.
Bu nedenle kaygı yalnızca zihinsel değil, aynı zamanda bedensel olarak da uykuya geçişi zorlaştırabilir.
Gece Düşünmek Anksiyete Belirtisi midir?
Her gece düşünmek anksiyete bozukluğu anlamına gelmez.
Herkes hayatının bazı dönemlerinde stres nedeniyle uykuya dalmakta zorlanabilir.
Önemli bir sınav, iş değişikliği, ilişki problemi, ekonomik sıkıntılar veya önemli bir karar döneminde zihnin normalden daha aktif olması beklenebilir.
Ancak düşünceler uzun süredir devam ediyor, kontrol edilmesi güçleşiyor ve günlük yaşamınızı etkilemeye başlıyorsa altında yatan kaygı süreçlerini değerlendirmek faydalı olabilir.
Özellikle;
uykuya dalmanız sürekli uzun sürüyorsa,
gece aynı konuları tekrar tekrar düşünüyorsanız,
gündüzleri de yoğun kaygı yaşıyorsanız,
sürekli kötü senaryolar oluşturuyorsanız,
karar vermekte zorlanıyorsanız,
başkalarından sürekli güvence alma ihtiyacı hissediyorsanız,
bedensel olarak sürekli gerginseniz
ve zihninizi durduramadığınızı düşünüyorsanız profesyonel psikolojik destek düşünülebilir.
“Düşünmeyi Bırakmalıyım” Demek Neden İşe Yaramıyor?
Uyuyamadığınızda kendinize muhtemelen şunu söylemişsinizdir:
“Artık düşünme.”
Fakat birkaç saniye sonra aynı düşünce yeniden gelir.
Bunun nedeni oldukça basittir.
Bir düşünceyi bilinçli şekilde bastırmaya çalıştığımızda zihnimiz aynı zamanda o düşüncenin ortaya çıkıp çıkmadığını kontrol etmek zorunda kalır.
Örneğin size:
“Şu anda pembe bir fil düşünmeyin.”
denildiğinde zihninizin ne yaptığını fark edin.
Muhtemelen önce pembe bir fil hayal ettiniz.
Bu nedenle amaç zihni zorla susturmak değildir.
Amaç, zihinden geçen her düşünceyi çözülmesi gereken acil bir problem olarak değerlendirmemeyi öğrenmektir.
Her Düşünce Gerçek Değildir
Gece zihni özellikle yorgunken daha karamsar değerlendirmeler yapabilir.
Bir düşüncenin zihninizden geçmesi onun doğru olduğu anlamına gelmez.
“Kesin başarısız olacağım.”
“Beni artık sevmiyor.”
“Her şey kötü gidecek.”
“Ben yeterli değilim.”
“Bu problemi çözemeyeceğim.”
Bunlar gerçekliğin kendisi değil, zihnin ürettiği yorumlardır.
Bu noktada kendinize şu soruları sorabilirsiniz:
“Bu düşüncenin doğru olduğuna dair elimde hangi kanıt var?”
“Başka bir açıklama mümkün olabilir mi?”
“Şu anda bir problem mi çözüyorum, yoksa aynı düşünceyi tekrar mı ediyorum?”
Özellikle son soru, overthinking döngüsünü fark etmek açısından oldukça önemlidir.
Gece Zihni Sakinleştirmek İçin Neler Yapılabilir?
Amaç hiçbir şey düşünmemek değildir. Böyle bir beklenti zaten gerçekçi değildir.
Bunun yerine zihnin ve bedenin uykuya geçişini kolaylaştıracak bazı alışkanlıklar oluşturabilirsiniz.
1. Düşüncelerinizi yatağa taşımadan önce yazın
Uyumadan bir süre önce aklınızı meşgul eden konuları bir deftere yazabilirsiniz.
Yapmanız gereken işleri, endişelerinizi veya ertesi gün ilgilenmeniz gereken konuları yazmak zihne:
“Bunu unutmama gerek yok.”
mesajı verebilir.
2. Problemi şimdi çözmek zorunda olup olmadığınızı sorun
Gece saat 02.00’de düşündüğünüz problemin o anda gerçekten çözülebilir olup olmadığını değerlendirin.
Kendinize:
“Bu konuda şu anda yapabileceğim somut bir şey var mı?”
diye sorun.
Cevap hayırsa problemi ertesi gün değerlendirmek üzere ertelemek daha işlevsel olabilir.
3. Telefonu zihninizi susturmak için kullanmamaya dikkat edin
Uyuyamadığınızda telefona bakmak kısa süreli olarak düşüncelerden uzaklaşmanızı sağlayabilir.
Ancak sürekli sosyal medya kullanmak veya içerik tüketmek zihnin uyarılmışlık düzeyini yüksek tutabilir.
Bu nedenle uyku öncesinde zihnin giderek sakinleşmesine izin veren bir geçiş dönemi oluşturmak faydalı olabilir.
4. Bedeni sakinleştirin
Kaygı yalnızca zihinde yaşanmaz.
Bedeniniz gerginse beyniniz hâlâ bir tehdit olduğunu düşünebilir.
Yavaş nefes alma, kas gevşetme egzersizleri veya sakin bir uyku rutini bedene güvende olduğu mesajını vermeye yardımcı olabilir.
5. Kendinizle mücadele etmeyin
“Uyumam gerekiyor.”
“Yarın mahvolacağım.”
“Neden hâlâ uyuyamadım?”
gibi düşünceler uyuyamama kaygısını daha da artırabilir.
Böylece kişi yalnızca ilk problemini değil, artık uyuyamıyor olmayı da düşünmeye başlar.
Bu da ikinci bir kaygı döngüsü yaratabilir.
Overthinking ve Mükemmeliyetçilik Arasında Bir İlişki Var mı?
Bazı kişilerde fazla düşünmenin altında hata yapmama isteği bulunabilir.
“En doğru kararı vermeliyim.”
“Yanlış yapmamalıyım.”
“Kimseyi hayal kırıklığına uğratmamalıyım.”
“Her ihtimali düşünmeliyim.”
Bu beklentiler kişinin zihinsel olarak sürekli tetikte kalmasına neden olabilir.
Oysa hayatın birçok alanında yüzde yüz doğru karar diye bir şey yoktur.
Bazen psikolojik esneklik, doğru kararı garanti etmekten çok belirsizlik içerisinde karar verebilmeyi öğrenmektir.
Zihnin Susması Gerekmiyor
Belki de en önemli noktalardan biri budur:
Sağlıklı olmak, zihninizden hiç olumsuz düşünce geçmemesi anlamına gelmez.
Hedef zihnin tamamen susması değildir.
Hedef, zihniniz konuşurken onun söylediği her şeye inanmak veya her düşüncenin peşinden gitmek zorunda olmadığınızı fark etmektir.
Bir düşünce gelebilir.
Onu fark edebilirsiniz.
Ve çözmeden de geçmesine izin verebilirsiniz.
Çünkü bazen zihnin sorduğu bir sorunun cevabını bulmanız gerekmez.
Ne Zaman Psikolojik Destek Alınmalı?
Gece düşünceleri zaman zaman herkesin yaşayabileceği bir durumdur. Ancak bu düşünceler sürekli hâle geliyor, uyku düzeninizi bozuyor, gündüz yaşamınızı etkiliyor veya yoğun kaygıyla birlikte görülüyorsa psikoterapi sürecinde değerlendirilmesi faydalı olabilir.
Psikoterapide yalnızca:
“Nasıl daha az düşünürüm?”
sorusu üzerinde çalışılmaz.
Daha önemlisi:
“Zihnim neden sürekli bu konuları çözmeye ihtiyaç duyuyor?”
sorusunun cevabı araştırılır.
Kaygının altında belirsizliğe tahammülsüzlük, kontrol ihtiyacı, geçmiş yaşantılar, travmatik deneyimler, mükemmeliyetçilik, özgüven sorunları veya ilişkisel süreçler bulunabilir.
Bu nedenle terapi süreci kişinin yaşadığı probleme ve ihtiyacına göre planlanır.
Ankara’da Kaygı ve Overthinking İçin Psikolojik Destek
Gece düşünmekten uyuyamama, yoğun kaygı, anksiyete, sürekli olumsuz senaryolar oluşturma veya geçmişte yaşanan olayları zihinde tekrar tekrar değerlendirme günlük yaşamınızı etkilemeye başladıysa psikolojik destek almayı düşünebilirsiniz.
Ankara’da klinik psikolog desteği kapsamında kaygı problemleri, anksiyete, özgüven sorunları, ilişki problemleri ve travmatik yaşantılar psikoterapi sürecinde ele alınabilir.
Kişinin ihtiyacına göre Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), EMDR terapisi ve farklı psikoterapi yaklaşımlarından yararlanılabilir.
Uzman Klinik Psikolog Naz Öktem olarak Ankara’da yüz yüze ve online psikoterapi hizmeti vermekteyim.
Ankara psikolog, Ankara klinik psikolog, kaygı terapisi, anksiyete terapisi ve EMDR terapisi hakkında bilgi almak veya randevu oluşturmak için iletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.
Unutmayın:
Bazen ihtiyacınız olan şey zihninizi susturmak değil, zihniniz konuşurken onun peşinden gitmemeyi öğrenmektir.