Birini Aklından Çıkaramamak: Neden Biten İlişkiyi Zihnimizde Bitiremiyoruz?


Bir ilişki bittiğinde iki insanın hayatı birbirinden ayrılır. Görüşmeler azalır, mesajlar kesilir, ortak planlar ortadan kalkar. Dışarıdan bakıldığında ilişki artık yoktur.
Fakat zihinsel olarak bir ilişkinin bitmesi her zaman bu kadar hızlı gerçekleşmez.
Aylar geçmiş olmasına rağmen kendinizi hâlâ onun sosyal medya hesabına bakarken bulabilirsiniz. Gün içinde yaşadığınız bir şeyi ona anlatmayı düşünebilir, birlikte gittiğiniz bir yerden geçerken bir anda geçmişe dönebilirsiniz.
Bazen özlersiniz. Bazen öfkelenirsiniz. Bazen de aslında onu artık istemediğinizden oldukça eminsinizdir ama yine de aklınıza gelmesini engelleyemezsiniz.
Tam da bu noktada birçok kişi kendisine aynı soruyu sorar:
“Madem bitti, neden hâlâ onu düşünüyorum?”
Birini aklından çıkaramamak her zaman hâlâ âşık olmak anlamına gelmez. Bazen zihnimizin bırakmakta zorlandığı şey kişi değil; yarım kalan bir hikâye, alışkanlık, cevaplanmamış sorular veya o ilişkinin içinde hissettiğimiz halimizdir.
Bir İlişki Bittiğinde Aslında Neleri Kaybederiz?
Ayrılığı yalnızca bir insanın hayatımızdan çıkması olarak düşündüğümüzde yaşanan duyguyu anlamakta zorlanabiliriz.
Çünkü bir ilişkiyle beraber çoğu zaman çok daha fazlasını kaybederiz.
Birlikte oluşturduğumuz günlük rutinleri, hafta sonu planlarını, mesajlaşma alışkanlıklarını, ortak arkadaşlıkları, gelecekle ilgili kurduğumuz hayalleri ve hayatımızda belirli bir yere yerleştirdiğimiz kişiyi kaybederiz.
Sabah uyandığınızda yazdığınız kişi artık yoktur.
Bir şey olduğunda ilk aradığınız kişi değişmiştir.
Gelecek yaz için yaptığınız plan artık geçerli değildir.
Dolayısıyla ayrılık yalnızca:
“Bu insan artık hayatımda değil.”
gerçeğine uyum sağlamak değildir.
Aynı zamanda:
“Onun olduğu hayat artık yok.”
gerçeğine de uyum sağlamaktır.
Bu nedenle bazen özlediğimiz şey yalnızca eski partnerimiz değildir. Onunla birlikte sahip olduğumuz hayatı da özleyebiliriz.
Neden Sürekli Eski Sevgiliyi Düşünürüz?
Zihin tamamlanmamış konuları sevmez.
Özellikle ilişki beklenmedik şekilde bittiyse veya kişi ayrılığın nedenini tam olarak anlayamadıysa zihinsel sorgulamalar uzun süre devam edebilir.
“Nerede yanlış yaptım?”
“Beni gerçekten sevmiş miydi?”
“Başka türlü davransaydım ayrılmaz mıydık?”
“Beni özlüyor mudur?”
“Bir gün geri döner mi?”
“Şimdi hayatında biri var mı?”
Bu soruların ortak bir özelliği vardır: Çoğunun kesin bir cevabı yoktur.
Fakat zihin cevap bulamadıkça düşünmeye devam eder.
Kişi bazen saatlerce ilişkiyi analiz eder. Eski konuşmaları tekrar hatırlar. Partnerinin davranışlarını yeniden yorumlar.
Sanki geçmiş yeterince iyi analiz edilirse sonunda rahatlatıcı bir cevap bulunacakmış gibi hissedilir.
Ancak çoğu zaman bunun tam tersi olur.
Cevap bulmaya çalıştıkça ilişki zihinde canlı tutulur.
Onu mu Özlüyorum, Onun Yanında Hissettiğim Kişiyi mi?
Ayrılıklardan sonra üzerinde durulması gereken önemli sorulardan biri budur.
Bir insanı özlemekle, o insanın yanındayken hissettiğiniz hali özlemek aynı şey olmayabilir.
Belki onun yanındayken kendinizi daha çekici hissediyordunuz.
Belki yalnız değildiniz.
Belki hayatınız daha hareketliydi.
Belki birinin sizi seçmiş olması size değerli olduğunuzu hissettiriyordu.
Belki geleceğiniz daha belirli görünüyordu.
Bu durumda eski partneri düşünmek bazen kişinin kendisinden çok onun temsil ettiği duygularla ilişkili olabilir.
Bu ayrımı yapabilmek önemlidir.
Çünkü:
“Onu özlüyorum.”
ile:
“Onun yanındayken hissettiğim güveni, heyecanı veya değerli olma duygusunu özlüyorum.”
aynı şey değildir.
Güzel Anılar Neden Daha Çok Aklımıza Gelir?
Ayrılığın üzerinden zaman geçtikçe ilişkinin bazı zor tarafları zihinde geri plana çekilebilir.
Tartışmalar, hayal kırıklıkları ve uyumsuzluklar silikleşirken güzel anılar daha görünür hâle gelebilir.
İlk buluşma.
Birlikte yapılan bir tatil.
Gece uzun uzun konuşmalar.
Bir şarkı.
Bir koku.
Bir mekân.
Böyle anlarda zihin ilişkinin tamamını değil, seçilmiş bazı bölümlerini hatırlıyor olabilir.
Sonra kişi:
“Aslında çok güzeldik.”
diye düşünmeye başlayabilir.
Oysa ilişkinin neden bittiğini hatırlamak da en az güzel anıları hatırlamak kadar önemlidir.
Özlemek, ilişkinin sağlıklı olduğu anlamına gelmez.
Bir insanı özleyebilir ve aynı zamanda onunla birlikte olmanın size iyi gelmediğini bilebilirsiniz.
Bu iki duygu birbiriyle çelişmek zorunda değildir.
Sosyal Medya Ayrılığı Neden Zorlaştırabiliyor?
Eskiden bir ilişki bittikten sonra insanlar birbirlerinin hayatından büyük ölçüde çıkabiliyordu.
Bugün ise ayrılık çok daha farklı yaşanıyor.
İlişki bitiyor fakat kişi hâlâ birkaç dokunuş uzağınızda.
Ne yaptığını görebiliyorsunuz.
Nereye gittiğini görebiliyorsunuz.
Yeni insanları takip edip etmediğini görebiliyorsunuz.
Hatta bazen çevrimiçi olduğu saati bile görebiliyorsunuz.
Bu durum beynin ayrılığa uyum sağlamasını zorlaştırabilir.
Çünkü her kontrol küçük bir temas yaratır.
Profiline bakarsınız.
Bir fotoğraf görürsünüz.
Bir şey hissedersiniz.
Sonra tekrar düşünmeye başlarsınız.
Bir süre sonra yeniden merak edersiniz.
Ve tekrar bakarsınız.
Böylece merak – kontrol etme – duygusal tepki – tekrar merak etme şeklinde bir döngü oluşabilir.
Sosyal medya hesabına bakmak kısa süreli olarak merakı azaltabilir ancak uzun vadede kişinin zihinsel olarak ilişkiden uzaklaşmasını zorlaştırabilir.
“Acaba Beni Özlüyor mu?”
Ayrılıktan sonra en sık düşünülen sorulardan biri budur.
Fakat bazen bu sorunun altında başka bir ihtiyaç vardır:
“Ben onun için gerçekten önemli miydim?”
Eski partnerin sizi özlediğini bilmek, ayrılığın yarattığı reddedilmişlik hissini geçici olarak azaltabilir.
Bu nedenle kişi eski partnerinin davranışlarında ipucu aramaya başlayabilir.
Hikâyemi izledi.
Fotoğrafımı beğendi.
Arkadaşıma beni sormuş.
Gece çevrimiçiydi.
Beni hâlâ takip ediyor.
Bu davranışların her biri farklı şekillerde yorumlanabilir.
Ancak asıl önemli soru bazen onun sizi düşünüp düşünmediği değildir.
Daha önemli olan:
Onun sizi düşünüp düşünmediğini bilmeye neden bu kadar ihtiyaç duyduğunuzdur.
Bağlanma Stilleri Ayrılığı Nasıl Etkileyebilir?
İnsanların ayrılıklara verdikleri tepkiler birbirinden farklıdır.
Bu farklılıklarda kişilik, ilişkinin niteliği, geçmiş deneyimler ve bağlanma stilleri etkili olabilir.
Özellikle kaygılı bağlanma özellikleri gösteren kişilerde ayrılık, bağlanma sistemini yoğun biçimde harekete geçirebilir.
Kişi eski partnerine ulaşmak, ondan güvence almak veya ilişkinin tamamen bitmediğine dair işaretler bulmak isteyebilir.
“Belki tekrar deneriz.”
“Belki biraz zamana ihtiyacı var.”
“Belki beni özlediğini fark edecek.”
gibi düşünceler ayrılığı kabullenmeyi geciktirebilir.
Kaçıngan bağlanma özellikleri gösteren kişiler ise ayrılığın hemen ardından daha rahat görünmelerine rağmen bazı duygularla daha sonra karşılaşabilirler.
Bu nedenle ayrılıkla başa çıkmanın tek bir doğru biçimi yoktur.
Kapanış Konuşmasına Gerçekten İhtiyacımız Var mı?
Ayrılıktan sonra sık duyduğumuz kavramlardan biri “closure”, yani kapanıştır.
“Son bir kez konuşursak rahatlayacağım.”
“Bana neden yaptığını açıklarsa unutabilirim.”
“Bir kez yüz yüze konuşmam gerekiyor.”
Bazen gerçekten açıklığa kavuşması gereken konular olabilir.
Fakat kapanışı tamamen karşı taraftan beklemek kişinin iyileşmesini eski partnerinin vereceği cevaba bağlayabilir.
Üstelik alacağınız cevap her zaman rahatlatıcı olmayabilir.
Bazen yeni sorular doğurabilir.
Bu nedenle kapanış her zaman iki kişinin yaptığı son konuşma değildir.
Bazen kapanış, kişinin kendi içinde:
“Bütün sorularımın cevabını hiçbir zaman alamayabilirim ama yine de hayatıma devam edebilirim.”
diyebilmeye başlamasıdır.
Birini Unutmaya Çalışmak Neden İşe Yaramaz?
“Onu artık düşünmeyeceğim.”
“Unutmam gerekiyor.”
“Aklıma gelmemeli.”
Bu cümleler ilk bakışta mantıklı görünür.
Fakat zihni zorla kontrol etmeye çalışmak çoğu zaman düşünceyi daha görünür hâle getirir.
Amaç eski partnerinizin bir daha hiçbir zaman aklınıza gelmemesi değildir.
Birlikte yıllar geçirdiğiniz bir insanın tamamen hafızanızdan silinmesi zaten gerçekçi değildir.
İyileşmek daha çok şuna benzer:
Önceden onu düşündüğünüzde bütün gününüz etkilenirken zaman içerisinde düşünce gelir ve geçer.
Bir şarkı duyarsınız.
Aklınıza gelir.
Bir an üzülürsünüz.
Sonra hayatınıza devam edersiniz.
İyileşmenin göstergesi her zaman hatırlamamak değil, hatırladığınızda artık dağılmamaktır.
Eski Sevgiliyi Aklından Çıkarmak İçin Ne Yapılabilir?
Her ayrılık farklıdır. Dolayısıyla herkese uyan tek bir yöntem yoktur.
Ancak bazı noktaları değerlendirmek faydalı olabilir.
Öncelikle eski partneri düşünmenizi tetikleyen davranışları fark edin.
Sosyal medya hesabını kontrol ediyor musunuz?
Eski mesajları tekrar tekrar okuyor musunuz?
Ortak arkadaşlardan sürekli bilgi almaya mı çalışıyorsunuz?
Hayalinizde onunla konuşmalar yapıyor musunuz?
Bunların her biri ilişkinin zihinsel olarak devam etmesine katkıda bulunabilir.
İkinci olarak ilişkinin yalnızca güzel taraflarını değil, sizi zorlayan taraflarını da hatırlayın.
Ve kendinize şu soruyu sorun:
“Onu mu özlüyorum, yoksa şu anda yalnız hissetmekten mi kaçıyorum?”
Bu sorunun cevabı bazen beklediğinizden farklı olabilir.
Yeni Bir İlişki Eski İlişkiyi Unutturur mu?
Bazen ayrılığın hemen ardından yeni bir ilişkiye başlamak güçlü bir rahatlama sağlayabilir.
Yeni mesajlar, yeni heyecan, yeni planlar…
Eski ilişki bir anda daha az düşünülmeye başlanabilir.
Fakat yeni bir ilişki her zaman eski ilişkinin duygusal olarak işlendiği anlamına gelmez.
Eğer yeni ilişki yalnızca ayrılığın yarattığı boşluğu doldurmak için kullanılıyorsa çözülmemiş duygular ilerleyen dönemlerde yeniden ortaya çıkabilir.
Bu nedenle önemli olan ne kadar hızlı yeni birini bulduğunuz değil, önceki ilişkinin sizde bıraktığı duyguları ne kadar anlayabildiğinizdir.
Biten Bir İlişkiyi Zihinde Bitirmek Ne Demektir?
Bir ilişkiyi zihinsel olarak bitirmek, yaşananları değersizleştirmek veya o kişiyi tamamen unutmak değildir.
Aksine:
“Bu ilişki hayatımın bir döneminde önemliydi.”
“Bazı güzel şeyler yaşadım.”
“Bazı şeyler beni incitti.”
“Bazı şeyleri öğrendim.”
“Ve artık hayatımın başka bir dönemindeyim.”
diyebilmektir.
Geçmişi inkâr etmeden bugünde yaşayabilmektir.
Çünkü bazı insanlar hayatımızdan çıkar ama hikâyemizden tamamen silinmez.
İyileşmek onları silmek değil, hikâyemizdeki yerlerini değiştirebilmektir.
Ne Zaman Psikolojik Destek Alınabilir?
Ayrılığın ardından üzülmek, özlemek, öfkelenmek ve zaman zaman eski partneri düşünmek doğal tepkilerdir.
Ancak uzun süre geçmesine rağmen ayrılık hayatınızın merkezinde kalmaya devam ediyorsa, günlük işlevselliğinizi etkiliyorsa veya yeni ilişkiler kurmanızı engelliyorsa yaşanan süreci psikoterapide ele almak faydalı olabilir.
Özellikle;
eski partnerinizi sürekli kontrol ediyorsanız,
ayrılığı kabul etmekte yoğun güçlük yaşıyorsanız,
terk edilme korkunuz varsa,
ilişkilerinizde benzer döngüler tekrar ediyorsa,
yoğun değersizlik veya yetersizlik duyguları yaşıyorsanız,
ayrılıktan sonra kaygınız belirgin şekilde arttıysa
profesyonel destek düşünülebilir.
Ankara’da Ayrılık, İlişki Sorunları ve Bağlanma Üzerine Psikolojik Destek
Ayrılık sonrası birini aklınızdan çıkaramamak bazen yalnızca eski partnerinizle ilgili değildir. Ayrılığın tetiklediği terk edilme korkusu, kaygılı bağlanma, özgüven sorunları, yalnızlık ve geçmiş ilişki deneyimleri de bu sürecin parçası olabilir.
Ankara’da klinik psikolog desteği kapsamında ayrılık sonrası yaşanan duygusal zorluklar, romantik ilişki sorunları, bağlanma stilleri, kaygı, özgüven problemleri ve geçmiş yaşantıların bugünkü ilişkiler üzerindeki etkileri psikoterapi sürecinde ele alınabilir.
Kişinin ihtiyacına göre Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), EMDR terapisi ve farklı psikoterapi yaklaşımlarından yararlanılabilir.
Uzman Klinik Psikolog Naz Öktem olarak Ankara’da yüz yüze ve online psikoterapi hizmeti vermekteyim.
Ankara psikolog, Ankara klinik psikolog, ilişki terapisi, ayrılık sonrası psikolojik destek, kaygılı bağlanma ve EMDR terapisi hakkında bilgi almak veya randevu oluşturmak için iletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.
Bazen birini geride bırakmak onu unutmak değildir.
Onu hatırladığınız hâlde artık geri dönmeye ihtiyaç duymamaktır.