Bazen bütün akşamı değiştiren şey tek bir cümledir.
“Bugün biraz uzaktın.”
Bu cümlenin ardından birinin beklediği şey yakınlık olabilir. Biraz ilgi, kısa bir açıklama, belki sadece “Aklım işteydi, seninle ilgili değil” yanıtı. Diğeri ise aynı cümleyi bir eleştiri gibi duyabilir: “Yine yetemedim. Yine yanlış bir şey yaptım.”
Sonra tanıdık bir tartışma başlar. Biri daha çok sorar, diğeri daha kısa cevap verir. Cevaplar kısaldıkça sorular sertleşir. Bir süre sonra konu, gün içinde ne yaşandığından çıkar.
“Sen zaten benimle hiç konuşmuyorsun.”
“Çünkü ne söylesem sorun oluyor.”
İki kişi de anlaşılmadığını hisseder. Üstelik ikisi de kendi açısından ilişkiyi korumaya çalışıyor olabilir.
Aynı tartışmanın içinde farklı ihtiyaçlar olabilir
Bazı insanlar aralarında bir sorun hissettiklerinde hemen konuşmak ister. Belirsizlik arttıkça huzursuz olurlar; konuşamadıkları her dakika, mesafenin büyüdüğünü düşündürebilir.
Bazıları ise gerilim yükseldiğinde düşünmek için zamana ihtiyaç duyar. O anda konuşmaya devam etmek, yanlış bir şey söyleyecekleri ya da kendilerini anlatamayacakları hissini artırabilir.
Bu farklılık tek başına ilişkinin sağlıksız olduğunu göstermez. Ancak biri konuşarak rahatlamaya, diğeri uzaklaşarak sakinleşmeye çalıştığında, birbirlerinin zorlandığı noktaya basabilirler.
Konuşmak isteyen kişi sessizliği ilgisizlik olarak yorumlar. Susmak isteyen kişi de soruları baskı gibi yaşayabilir. Böylece her birinin rahatlamak için yaptığı şey, diğerinin gerginliğini artırır.
Bu örüntüde insanın yalnızca partnerinin davranışına odaklanması kolaydır: “Bir cevap verse ben de uzatmayacağım.” Ya da “Biraz üzerime gelmese zaten konuşacağım.”
Oysa değişimin başlayabildiği yer, tartışmanın nasıl büyüdüğünü fark etmektir.
Sessizlik her zaman aynı anlama gelmez
Bir tartışmada kısa süreliğine durmak ile karşı tarafı belirsizlik içinde bırakmak arasında önemli bir fark vardır.
“Şu an çok gerildim. Biraz sakinleşip yarım saat sonra konuşmak istiyorum” demek, hem kişisel alanı hem de ilişkiyle bağı koruyabilir.
Hiçbir açıklama yapmadan saatlerce iletişimi kesmek ise karşı tarafta farklı bir deneyim yaratabilir. Özellikle konuşmaya ne zaman dönüleceği belli değilse, verilen ara kişinin zihninde bir bekleyişe dönüşebilir.
Araştırmalar da çatışma sırasında geri çekilmenin, bazı koşullarda kişinin partnerini daha az anlayışlı ve ilgili algılamasıyla ve daha düşük ilişki doyumuyla bağlantılı olduğunu gösteriyor. Ancak tek bir suskunluktan yola çıkarak kişinin niyetini ya da ilişkinin geleceğini açıklamak mümkün değil. Davranışın hangi koşullarda, ne sıklıkta ortaya çıktığı önem taşıyor.
Ara vermenin işe yarayabilmesi için konuşmaya gerçekten geri dönmek gerekir. Her seferinde ertelenen bir mesele, zamanla konuşulması daha zor bir meseleye dönüşebilir.
Söylediğimiz cümle, ihtiyacımızı her zaman anlatmaz
“Telefonunla benden daha çok ilgileniyorsun” cümlesinin arkasında, birlikte geçirilen zamanda daha fazla temas kurma isteği olabilir. Fakat karşı taraf çoğu zaman bu isteği değil, suçlandığını duyar ve kendisini savunmaya başlar.
İhtiyacı daha açık söylemek konuşmanın yönünü değiştirebilir:
“Birlikte otururken uzun süre telefona baktığında kendimi yalnız hissediyorum. Biraz telefonları bırakıp konuşmak istiyorum.”
Bu cümle bütün sorunları çözmez. Yine de karşı tarafa neyin zor geldiğini ve neye ihtiyaç duyulduğunu daha anlaşılır biçimde gösterir.
Benzer şekilde, “Beni rahat bırak” yerine “Seni dinlemek istiyorum ama şu an toparlanamıyorum. Birazdan devam edelim” demek, uzaklaşma isteğinin reddedilme gibi yaşanmasını azaltabilir.
Burada amaç kusursuz cümleler kurmak değildir. İnsan kırıldığında, yorulduğunda veya öfkelendiğinde her zaman kendisini iyi ifade edemez. Önemli olan, sonrasında söylediklerine dönebilmektir.
Tartışmanın ardından ne oluyor?
Bir ilişkide anlaşmazlıkların bulunması kadar, anlaşmazlıktan sonra yaşananlar da önemlidir.
Kırıcı bir söz kabul edilebiliyor mu? Özürden sonra davranışta bir değişiklik oluyor mu? İki kişinin ihtiyaçlarına da yer açılıyor mu? Yoksa konu her kapandığında bir kişinin kırgınlığı içeride mi kalıyor?
“Dün seni dinlemeden savunmaya geçtim” diyebilmek bazen uzun açıklamalardan daha fazla temas sağlar. Bunun karşılığı da hemen hak vermek zorunda değildir. “Ben de konuşmak için seni çok sıkıştırdım” diyebilmek, aynı tartışmaya başka bir yerden bakmayı mümkün kılabilir.
Ancak korkutma, tehdit, aşağılama veya şiddetin bulunduğu bir ilişkiyi yalnızca iletişim farklılığıyla açıklamak doğru olmaz. Böyle durumlarda öncelik güvenlik ve uygun bireysel destektir.
İlişkide tekrar tekrar aynı noktaya gelmek yorucudur. Özellikle konuşmaya başlarken daha ilk cümleden sonunun nasıl geleceğini biliyormuş gibi hissetmek. Bu döngü kendi çabanızla değişmiyorsa, çift terapisi tartışmaların nasıl başladığını, nerede büyüdüğünü ve her iki kişinin de neye ihtiyaç duyduğunu birlikte anlamak için bir alan sunabilir.
Bazen ilk adım, sakin bir anda şu cümleyi kurabilmektir:
“Biz bu konuya her geldiğimizde birbirimizi kaybediyoruz. Bu kez biraz daha farklı konuşmayı deneyebilir miyiz?”
Randevu Al ↗